* Eski Dünyanın Kabuğunda Yeni Dünyayı Yaratmak
“Anarşi” kelimesi, Eski Yunanca “an-archos” kelimesinden türemiştir ve “yöneticisiz” anlamına gelir. Yöneticiler, beklendiği üzere, yönetimin sona ermesinin kaçınılmaz olarak kaos ve kargaşaya yol açacağını iddia ederken, anarşistler düzenin korunması için yönetimin gereksiz olduğunu savunurlar. Anarşistler için, hükümetin olmadığı bir toplum, Hobbes’un “herkesin herkese karşı savaşına” sürüklenmek yerine, yaratıcı ve barışçıl insan ilişkilerinin tam da mümkün olduğunu gösterir. Pierre-Joseph Proudhon, ünlü sloganında anarşist tutumu şu şekilde özetlemiştir: “Anarşi, düzendir.”
Tarihsel olarak anarşistler, dayatmacı, hiyerarşik ve otoriter ilişkilerden arınmış, insanların gönüllü olarak bir araya geldiği, hükümetin ya da devletin olmadığı bir toplum yaratmaya çalışmışlardır. Anarşistler, dayatılan otoritelere karşı özgürlük kavramını vurgularlar. Onlar, “zorunlu bir hukuki düzeni sürdürmeyi amaçlayan özel bir kurum olarak devlet”e (Marshall 12) karşı çıkarlar; özerkliğe, kendi kendini örgütlemeye ve gönüllü federasyona dayalı bir toplum tasavvur ederler. Günümüz anarşistleri, çabalarının büyük bir kısmını alternatif toplumsal düzenlemeler ve örgütlenmeler geliştirerek gündelik yaşamı dönüştürmeye odaklamaktadır. Dolayısıyla, ne seçkinlerin başlattığı reformları ne de gelecekteki “devrim sonrası” ütopyaları beklemekle yetinmezler. Toplumsal ve bireysel özgürlüklerin genişletilmesi gerekiyorsa, başlamak için doğru zaman bugündür.

Anarşistler fikirlerini hayata geçirmek için işleyen örnekler yaratırlar. Eski bir Wobbly deyişini ödünç alacak olursak, onlar “eski dünyanın kabuğu içinde yeni dünyanın yapısını oluşturuyorlar.” Halk arasında “DIY” (Kendin Yap/Do It Yourself) olarak bilinen bu yaşam deneyimleri, çağdaş anarşistlerin rızalarını geri kazanarak başka türden ilişkiler “kurmaya” başladıkları araçlardır. ”Kendin Yap” konsepti, neoliberalizmin normatif siyasi ve kültürel söylemlerine karşı, özerklik ve öz-örgütlenme kavramlarını motive edici ilkeler olarak temel alan karşıt güçleri harekete geçirir. Anarşistler, mevcut düzene dâhil olmanın koşullarını (milliyetçilik vb.) kabul etmek yerine, bu koşulları reddeden özerk alanlar yaratırlar.
“Kendin Yap” ruhu, anarşizmle uzun ve zengin bir bağa sahiptir. Bu ruh, Proudhon’un Halk Bankaları ve yerel para birimleri kavramlarına kadar uzanır; bu kavramlar, LETS (Yerel Değişim ve Ticaret Sistemleri/Local Exchange and Trade Systems) biçiminde yeniden ortaya çıkmıştır. Kuzey Amerika’da, Benjamin Tucker’ınkiler gibi 19. yüzyıl anarşist komünleri, günümüzün Özerk Bölgeleri ve işgal (occupy) topluluklarında yankı bulmaktadır. Yakın geçmişte, Situationistler, Kabouters ve İngiliz Punk hareketleri, yabancılaştırıcı tüketim pratiklerini ve iş bölümü otoritesini ve kontrolünü aşmanın bir yolu olarak “Kendin Yap” faaliyetlerini teşvik ettiler. Punklar, müzik endüstrisinin dışında müzik kaydetmek ve dağıtmak için “Kendin Yap”a yöneldiler.
Çağdaş “Kendin Yap” hareketinin ön saflarında “Özerk Bölgeler” [Autonomous Zones] ya da daha kısaca “A-Bölgeler” yer almaktadır. “Özerk Bölgeler”, anarşist ilkelere dayanan topluluk merkezleridir ve genellikle muhtaç kişilere yemek, giyecek ve barınak sağlar. Bazen -ama her zaman değil- işgal edilmiş binalar olan bu mekanlar, otorite karşıtı tarih ve gelenekleri keşfetmek ve öğrenmek için bir araya gelme imkânı sunar. Kendi kendine eğitim, anarşist siyasetin önemli bir yönüdür. Özerk [A] Bölgeler , yeniden nitelik kazanma mekanları olarak önemlidir. ”Kendin Yap” ve katılımcı demokrasi, tam da kendi kaderini belirleyen topluluklar için gerekli olan öğrenme ve bağımsızlık süreçlerini teşvik ettikleri için önemlidir. Özerk [A] Bölgeler, genellikle oldukça çeşitli ve karmaşık faaliyet biçimlerine ev sahipliği yapar. Detroit’teki “Trumbullplex” ilginç bir örnektir. İronik bir şekilde, yüzyılın başlarında yaşamış bir sanayicinin terk edilmiş evinde yer alan Trumbell Tiyatrosu, ortak [dayanışmacı/mutual] yaşam alanı, geçici barınak, aşevi ve kütüphane işlevi görmektedir. At arabası garajı ise, gezici anarşist ve punk müzik grupları ile “Bindlestiff Circus” gibi performans toplulukları için bir tiyatro mekanına dönüştürülmüştür.
Kültürel engelleri aşma konusundaki duyarlılıkları nedeniyle, Özerk [A] Bölgeler’in sakinleri, kaldıkları mahallelerin sakinleriyle bağlar kurmaya çalışırlar. Amaç, kaynaklar ve koşullar elverdiğince genişletilebilecek özerk, serbest bölgeler yaratmaktır. Bu çeşitli uygulamaların tümü, ulus-ötesi, sınır ötesi ve hareket ötesi olan karmaşık ağların bir parçasıdır. Onlar, hareketin kendisini de sorgulayan ve ona karşı söz üreten bir yazı pratiği üzerine düşünmeye teşvik ediyorlar. Hareket süreçleri, Devlet’in dışında ve onunla eş-zamanlı olarak varlık gösteren, ulus-ötesi ve sınırları aşan karmaşık ağlar aracılığıyla şekillenir.
Bunlar, Howard Ehrlich’in “anarşist transfer kültürü” olarak adlandırdığı şeyin yapı taşlarıdır; bu, eski toplum bağlamında yeni topluma bir yaklaşımdır. Anarşistler bu kültür içinde, sürdürülebilir topluluklar kurmanın temel taleplerini karşılamaya çalışırlar.
”Transfer kültürü, insanların buradaki toplumdan gelecekteki topluma yolculuk yapmalarına rehberlik eden fikir ve uygulamaların bir araya gelmesidir… Bu transfer kültürünün kabul görmüş bilgeliğinin bir parçası olarak, kültürün ötesine geçen hiçbir şeye asla ulaşamayabileceğimizi anlıyoruz. Aslında, anarşinin doğası gereği, kendimizi hangi toplumda bulursak bulalım, her zaman yeni toplumu o toplumun içinde inşa etmeye devam edeceğiz.” (Ehrlich 329)
Bu anlamda, anarşist özerk bölgeler, geçiş alanları, dönüşüm ve dönüşüm alanlarıdır. Bu nitelikleriyle, anarşistlerin otoriter ve hiyerarşik yapıları yıkmak için gerekli olan yeni ilişki biçimlerine kendilerini hazırladıkları önemli; yeniden nitelik kazanma alanlarıdır. Katılımcılar ayrıca, kolektif çalışma ve yaşam için gerekli olan çeşitli görevleri ve farklı kişilerarası becerileri de öğrenirler. Bu nitelik paylaşımı, bilgi elitlerinin ortaya çıkmasını engellemeye ve toplumsal yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan, en az arzu edilen görevler de dahil olmak üzere tüm görevlerin paylaşılmasına olanak sağlamaya hizmet eder.

Yazılarıyla 1960’ların Yeni Solu’nu ve karşı-kültürü etkileyen Amerikalı anarşist Paul Goodman’a göre, anarşist gelecek ve bugünler, toplumdaki otoriter ve baskıcı güçlere karşı “sınır çizmek” için gerekli eylemler olarak işlev görür. Goodman’a göre anarşizm, hiçbir zaman yalnızca görkemli bir geleceğe yönelik olmamıştır; aynı zamanda geçmişteki özgürlüklerin ve sosyal etkileşime dair önceki özgürlükçü geleneklerin korunmasını da içermektedir. ”Özgür bir toplum yalnızca eski düzenin yerine ‘yeni bir düzen’in konulması olamaz; özgür eylem alanlarının, toplumsal yaşamın büyük bir kısmını oluşturana kadar genişletilmesidir” (Goodman, Marshall 598’den alıntılanmıştır). Goodman, hayal gücünü yeni toplumsal olasılıklara açmak için ütopik düşüncenin her zaman önemli olacağını savunmuştur, ancak çağdaş bir anarşistin aynı zamanda toplumun iyi niyetli eğilimlerinin koruyucusu olması da gerekecektir.
Son dönemdeki pek çok anarşist külliyatın da işaret ettiği gibi, direniş potansiyeli gündelik hayatın her yerinde bulunabilir. Eğer iktidar her yerde uygulanıyorsa, bu durum her yerde direnişe yol açabilir. Günümüz anarşistleri, çağdaş toplum manzarasına bir bakışın, ideolojik olarak olmasa bile pratikte anarşist olan pek çok grubu ortaya çıkardığını belirtmekten memnuniyet duyarlar.
“Örnekler arasında radikal feministler tarafından oluşturulan lidersiz küçük gruplar, kooperatifler, klinikler, öğrenme ağları, medya kolektifleri, doğrudan eylem örgütleri; felaketlere, grevlere, devrimlere ve acil durumlara karşılık olarak ortaya çıkan kendiliğinden oluşmuş gruplar; topluluk tarafından yönetilen kreşler; mahalle grupları; kiracı ve İşyeri örgütlenmeleri; ve benzeri örnekler sayılabilir” (Ehrlich, Ehrlich, DeLeon ve Morris 18).
Bunlar açıkça katı anlamda anarşist gruplar olmasa da, genellikle içlerinde anarşinin hatırasını taşıyan karşılıklı yardımlaşma ile hiyerarşik ve otoriter olmayan yaşam biçimlerine örnek teşkil edecek şekilde faaliyet gösterirler. Anarşistler, özgürlükçü bir toplumsal düzenin olanaklarını işte bu gündelik örneklerde sezerler. Colin Ward’ın da belirttiği gibi, anarşi otoriter toplumun karının altındaki bir tohumsa, karşılıklı yardımlaşmanın günlük tezahürleri, yeni bir düzenin filizleneceği ilk çiçeklerdir.
Çağdaş anarşist hareketlerden ortaya çıkan projelere bakıldığında, Castells, Yazawa ve Kiselyova’nın ifadesiyle, bu tür projelerin “mevcut küreselleşme biçimlerine yerleşmiş egemenlik, sömürü ve dışlanma kalıplarını reddeden alternatif vizyonlar ve toplumsal dönüşüm projeleri” sunduğunu öne sürmek isterim (22). Leslie Sklair’i takip ederek, otonomist/anarşist hareketlerin, kapitalizme karşı sosyal hareketler ve direnişlerin bir [sistem] “bozma” modelini (bir “örgütsel model” veya “entegrasyonist model”in aksine) örneklendirdiğini öne sürüyorum. Taviz vermeyen retorikleri ve alçakgönüllü olmayan stratejileriyle, [sistem] bozucu güçlerini normal siyasete yöneltme girişimlerine direniyorlar. Aktivistler, ya marjinalleştirilebilecekleri ya da asimile edilebilecekleri tüm bağlamı reddetmeye çalışırlar; kendi alanlarını işgal ederler. Son dört yıldaki olayların da gösterdiği gibi, bu “özerklik” güçlü düşmanlar karşısında sürekli olarak inşa edilmeli, yeniden inşa edilmeli ve savunulmalıdır. Terk edilmiş ya da yoksullaşmış şehir merkezlerindeki özerklik hareketleri, “yeni dünya düzeni” tarafından dışlanan ya da güvencesiz hale getirilen bireyleri, sosyal grupları ya da bölgeleri içeren hareketlerdir. Bu durum, onları henüz önemsiz hale gelmemiş (ve dolayısıyla pazarlık yapacak bir şeyleri olan) üyelerin katılımını artırmayı amaçlayan kurumsal küresel sosyal hareketlerden bir ölçüde ayırır.
-Jeff Shantz-
Çeviren: Kızıl Emir
Kaynakça:
- Ehrlich, Howard J. “Introduction to Reinventing Anarchist Tactics.” Reinventing Anarchy, Again. Ed. H. J. Ehrlich. Edinburgh: AK Press, 1996: 329–330.
- ———. “How to Get from Here to There: Building Revolutionary Transfer Culture.” Reinventing Anarchy, Again. Ed. Howard J. Ehrlich. Edinburgh: AK Press, 1996: 331–349.
- Ehrlich, Howard J., Carol Ehrlich, David DeLeon, and Glenda Morris. “Questions and Answers about Anarchism.” Reinventing Anarchy, Again. Ed. Howard J. Ehrlich. Edinburgh: AK Press, 1996: 4–18.
- Horowitz, Irving L (Ed.). The Anarchists. New York: Dell, 1964.
- Joll, James. The Anarchists. New York: Grosset and Dunlap, 1964.
- Laclau, Ernesto, and Chantal Mouffe. Hegemony and Socialist Strategy. London: Verso, 1985.
- Lange, Jonathan, I. “Refusal to Compromise: The Case of Earth First!” Western Journal of Speech Communication 54 (1990): 473–94.
- Marshall, Peter. Demanding the Impossible: A History of Anarchism. London: Fontana Press, 1993.
- Proudhon, Pierre-Joseph. Selected Writings of Pierre-Joseph Proudhon. Garden City: Anchor Books, 1969.
- Sklair, Leslie. 1995. “Social Movements and Global Capitalism.” Sociology 29.3 (1995): 495–512.
- Ward, Colin. Anarchy in Action. New York: Harper Torchbooks, 1973.
- Woodcock, George. Anarchism: A History of Libertarian Ideas and Movements. New York: World Publishing, 1962.

